 |
|
 |
|
|
|
|
Grip mi
geçiriyorsunuz yoksa soğuk algınlığı mı? |
|
|
|
|
Havaların soğumaya başladığı bugünlerde hapşırık nöbetleri
geçiriyor ve sürekli burnunuz aktığı için elinizde mendillerle
mi dolaşıyorsunuz? Hemen grip oldum diye endişeye kapılmayın.
Çünkü yaşadığınız bu şikayetler soğuk algınlığından da
kaynaklanıyor olabilir.
|
|
|
|
Üst solunum yolu enfeksiyonu olan soğuk algınlığı ve grip
genelde bulaşma yolu, klinik seyir ve belirtileri ile
birbirinden ayrılamadığı için iki hastalık yanlış olarak
birbirinin yerine kullanılıyor.
Soğuk algınlığında genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı,
hapşırma, boğaz ağrısı, boğazda yanma ve öksürük görülüyor. Bu
tabloya bazen Ateş de eklenebiliyor. Ancak soğuk algınlığında
görülen ateş, gripte yaşanan ateşe göre oldukça düşük
seyrediyor. Soğuk algınlığında vücut direnci yeterli ve
bağışıklık sistemi sağlam olanlar için yatak istirahati şart
değil.
Gripte ise ani başlayan yüksek ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı,
kas ağrısı ve kuru öksürük ile karakterize daha ağır bir klinik
tablo vardır. Yol açtığı ciddi halsizlik nedeniyle grip, kişiyi
birkaç gün yatağa bağlar ve işgücü kaybına neden olur.
GRİP ZATÜRREYE, SOĞUKALGINLIĞI ORTA
KULAK İLTİHABI VE SİNÜZİTE YOL AÇABİLİR!
Grip ve soğuk algınlığı her yaşta görülebiliyor. Ancak yaşlılar,
kronik hastalığı bulunanlar ve küçük çocuklar her iki hastalığı
da daha ağır geçiriyor. Gribin en önemli iki komplikasyonu;
gribin zatürree ile seyretmesi ve ikincil bakteriyel
enfeksiyonların tabloya eklenmesidir. Soğuk algınlığında ise
orta kulak iltihabı ve sinüzit görülebiliyor.
GRİP SALGINA DÖNÜŞEBİLİR
Grip, Influenza A,B ve C virüslerinin neden olduğu bir solunum
yolu enfeksiyonudur. Ancak zatürreeye dönüştüğü zaman ölümle
sonuçlanabiliyor. Gripte, soğuk algınlığından farklı olarak, ani
başlayan yüksek ateş, halsizlik, şiddetli baş ve kas ağrıları
görülüyor. Gribin üç etkeninden Influenza C çok hafif atlatılan
bir klinik tabloya yol açarken, Influenza B mevsimsel
salgınlarda sebep olabiliyor. Influenza A ise, yapısında
barındırdığı değişken antijenik özellikler nedeniyle dünya
çapında salgınlara karşımıza çıkabiliyor.1918'de “İspanyol
gribi” olarak adlandırılan Influenza A salgınında 21 milyon
insan hayatını kaybetmiştir. 1978'de görülen son pandeminin
ardından yeni bir grip salgını beklenmekte, bunu önlemek için
gerekli çalışmalar Dünya Sağlık Örgütü tarafından
yürütülmektedir. Her yıl dünya üzerinde görülen Influenza A
virüs alt tiplerinin referans laboratuvarlarda tespiti ve bu
tespit doğrultusunda bir sonraki yılın grip aşısı bileşiminin
belirlenerek aşı üreticilerine verilmesi bu çalışmalardandır.
Grip mevsimi başlangıcında, o yıl için etken olması beklenen
grip virüsüne uygun içerikle hazırlanmış grip aşısını yaptırmak,
gripten korunmanın en doğru şeklidir.
GRİP AŞISINI İHMAL ETMEYİN
Neden olduğu ağır komplikasyonlar nedeniyle, grip salgınından en
çok kronik tıkayıcı akciğer hastalığı, astım, diyabet, kanser,
kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, bağışıklık bozukluğu, kronik
kan hastalığı (ör:hemoglobinopati) rahatsızlığı olanlar
etkileniyor. Bu tip hastalıkları olan kişilerin, dördüncü
ayından itibaren gebelerin, 50 yaş üzerindekilerin, sık seyahat
edenlerin, işgücü kaybı tolere edilemeyecek meslek gruplarının,
öğrenci ve askerlerin sonuç olarak gripten korunmak isteyen
herkesin grip aşısı yaptırması öneriliyor. Çünkü aşının
koruyuculuğu yüzde 70-90 arasında yer alıyor. Aşı olduğu halde
grip geçirenler ise hastalığı daha kolay atlatıyor.
GRİP AŞISI SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAZ
Ancak unutmamalıdır ki “Grip aşısı” kişiyi soğuk algınlığından,
nezleden, diğer virüs ve bakterilerin neden olduğu
enfeksiyonlardan korumaz. Bunlardan korunmada yakın temastan
kaçınmanın, el yıkamanın, dengeli ve düzenli beslenmenin faydası
vardı.
GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI KIŞI SEVER
Grip ve soğuk algınlığına neden olan bazı virüsler yapısı gereği
nem oranının düştüğü soğuk aylarda uygun yaşama koşullarını
bulabildiklerinden bu hastalıklar daha çok kış aylarında meydana
gelir. Özellikle ocak ayı, grip vakalarının en çok görüldüğü
aydır. Ayrıca kış aylarında grip ve soğuk algınlığının salgın
haline dönüşmesinde, kapalı ortamlarda toplu olarak bulunmadaki
sıklık ve sürelerinin artmış olması da önemli rol oynuyor.
ÖPÜŞMEYİN
Grip ve soğuk algınlığına neden olan virüsler damlacık yolu ile
bulaşır. Konuşma, öksürme, hapşırma sırasında havaya saçılan
virüs yüklü damlacıklar, bir metre ve daha yakın mesafe içeren
yakın temaslarda kişiden kişiye rahatlıkla bulaşır. Bulaşmayı
izleyen 3 gün içinde hastalık belirtileri ortaya çıkar.
Bulaştırıcılık ise, hastalık belirtilerinin başlamasından 1 gün
önce başlar ve hastalık belirtileri başladıktan sonra 3-7 gün
devam eder.
ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN
Gripte damlacık yolu ile bulaşma ön planda iken soğuk algınlığı
ve nezle bulaşmasında (Rhinovirüsler cansız yüzeylerde uzun süre
canlılığını koruyabildiği için) eller çok önemli bir rol
oynuyor. Bu nedenle nezle veya soğuk algınlığı geçirmekte
olanların ve onlarla temas halindekilerin sık sık ellerini
yıkaması gerekir.
BOL BOL IHLAMUR İÇİN
Grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi virüslere bağlı
enfeksiyonların tedavisi birbirine benzer. Geleneksel bitkisel
çaylar( ıhlamur vb) dahil her türden bol sıvı ve C vitamini
alınması, istirahat semptomlara yönelik tedavi için yeterlidir.
Nadir görülen ikincil bakteriyel enfeksiyonlar tabloya
eklenmedikçe tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur.
“İLAÇLA 1 HAFTA İÇİNDE, İLAÇSIZ 7
GÜNDE GEÇER”
Hiçbir ilaç kullanılmasa da gerek grip gerek diğer viral üst
solunum yolu enfeksiyonları en geç bir hafta içinde kendi
seyrini tamamlar ve iyileşir. Bu süreç, sigara içicilerinde
(geçmeyen öksürük) ve bağışık yanıtı baskılanmış kimselerde daha
uzun sürebilir. Ateşin düştükten bir süre sonra yeniden
yükselmesi, koyu sarı-yeşil renkli burun-geniz-kulak akıntısı,
koyu balgamlı öksürüğün ortaya çıkması ikincil bakteriyel
enfeksiyonlar açısından uyarıcıdır, mutlaka hekime
başvurulmalıdır.
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|