Domuz gribi hakkında kısa bilgi…
Pandemik İnfluenza A
(H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip
virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip
türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da insanlar arasında
görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve
hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da
pandemi (faz 6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede
görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son
haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.
Hastalığın
klinik seyri nedir?
Hastalığın klinik
belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip
(H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır
seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir.
Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin
daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış
olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa
açıktır. Pandemik H1N1’in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu
normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa
yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal
influenzaya göre daha yüksektir.
Kimler daha
çok etkileniyor?
Hastalığın bugüne
kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve
gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta
olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan
etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş
üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun
1918’de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu
düşünülüyor. 1918’de meydana gelen grip salgınındaki virus
bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere kadar dolaştığı
için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği
kabul ediliyor.
Endişeli
olunan nokta nedir?
Endişeler influenza A
virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu
bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup
olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz
yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif
enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık
yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.
Hasta olmamak
için ne yapmalı?
Öncelikli risk grubu
olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması
için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda
hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller
sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık
sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el
dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada
bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler
sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya
getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul
gezileri sınırlanmalıdır.
Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var
mıdır?
Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların
salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun
yayılmasını yavaşlatacağını dolayısıyla sağlık otoritelerine
gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını
belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul
kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu
olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır.
Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf
arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?
Hasta
olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu
virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip
semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom
çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir.
Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye
ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların
hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi
bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin
tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?
Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup
ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha
geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi
belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler
bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen
iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı,
hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken
24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi
beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı
mı?
Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve
Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı
bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen
mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim
çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir.
Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve
belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.
Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye
ediliyor?
ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının
etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı
virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç
önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas
bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım.
İkinci madde ise ABD'de olmayan ve Avrupa'da olan adjuvan
denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde.
Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var
olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar
nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin
vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara
yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı
yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD'de
hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu
maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa'daki
aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma
tarafından üretiliyor. Türkiye'ye gelecek aşıların içerisinde
büyük olasılıkla bu madde olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı
var mı” sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa
Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır
uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş
değil. Ama bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil, ABD
dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi
olacak. Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka
mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu
bir madde. ABD'deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa
olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda
aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir
takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında
bir sorun bulunmuyor.
Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından
daha fazla mı?
Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı.
Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş
olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır
hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son
yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok
az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim
var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir
yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan
etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin
hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması
olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen
yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle
büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir
ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı
da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor.
Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.
Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz
tecrübeler var mı?
Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü
şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini
tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında
bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın
aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki
on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu
ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi
kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta
görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı
düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş
yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını
değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini
artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.
Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?
Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli
çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa,
birlikte olduğunda bu oran yüzde 90'a çıkıyor. “Adjuvana bağlı
yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor,
çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı.
Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması
doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda
bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım
değil.
Aşı olunmasını öneriyor musunuz?
Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok
daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı
yaptırmamak büyük hata olur.
Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun
sonuçları ise daha kötü olabilir.
Kimler aşı olmalı?
65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre
aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık
kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler,
hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla
öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları,
itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor. |