Prof. Dr. Önal Özsaruhan (Kalp Hastalıkları Uzmanı)
  Kalp Krizi ve sebepleri  
 
Krizde ölüm 3'te 1 oranında ilk 1 saat içinde gerçekleşiyor. Ne yazık ki ülkemizde bu süre içinde hastaneye yetiştirilen hasta sayısı oldukça az. Dolayısıyla hastanın başlangıç şikayetleri konusunda bilinçli olması gerekiyor.
 
 
   
          
        
Kalp krizi dünyada da ülkemizde de en önde gelen ölüm nedenlerinden birisi. Hatta, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında da, kalp krizine bağlı ölümlerin oranıyla başı çeken ülkelerden. Türk Kardiyoloji Derneği'nin yaptığı araştırmaya göre, ülkemizde 45-70 yaşları arasındaki kişilerde, kalp krizi geçirme oranı her yıl yüzde 5 civarında artıyor.
Aslında bunda etkili olan sebeplerden birisi de ülkemizde yaşam süresinin artması, dolayısıyla 45-70 yaş arasındaki nüfusun artmasıdır. Ancak yine de, yüksek tansiyon hastası sayısının fazla olması, sigara kul-lanımının yaygın olması, kentsel nüfusun artmasıyla beslenme alışkanlıklarının değişmesi de bu artış da etkili başlıca nedenlerden.
Prof. Dr. Önal Özsaruhan’nın verdiği bilgiye göre, ülkemizde 5 milyon erkek, 6 milyon da kadın yüksek tansiyon hastası var. 11 milyon erkeğin, 4 milyon kadının da sigara içtiği ve kadınlar arasında sigara içicilerin oranının hızla yükseldiği yine yapılan araştırmalarla elde edilen sonuçlardan.
Kalp krizi, kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu kalp adalesinde hasar oluşması durumu olarak tanımlanabilir. Nedeni ise yüzde 90 oranda "ateroskleroz" yani damar sertliğine bağlı olarak, koroner damarlarda daralma-tıkanma olması olarak da açıklanıyor.

İLK DAKİKALAR ÖNEMLİ

          Kalp krizinin oluşmasına neden olan faktörlerin başında, diyabet, kolesterol ve tansiyon yüksekliği, aşırı kilo, ailevi yatkınlık ve sigara kullanımı geliyor. Prof. Dr. Önal Özsaruhan, diyabetin damar sertliğinde dolayısıyla da kalp krizinde başta gelen bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Özsaruhan'a göre, bunu sırasıyla yüksek kolesterol, sigara ve tansiyon yüksekliği takip ediyor. Kalp krizinde ölüm 3'te 1 oranında ilk 1 saat içinde gerçekleşiyor. Maalesef ülkemizde, ilk 1 saat içerisinde hastaneye yetiştirilen hasta sayısı oldukça az. Prof. Dr. Önal Özsaruhan, bu konuda, hastanın başlangıç şikayetleri konusunda bilinçli olmasının çok önemli olduğunu vurguluyor. Burada, doktorlardan medyaya kadar herkese görev düştüğünü ve hastaların başlangıç şikayetleriyle ilgili bilinç-lendirilmeleri gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Özsaruhan, krizin üzerinden geçen her dakikanın ölüm ve kalp adalesindeki hasar riskini arttırdığını da belirtiyor.

BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ DOĞRU MÜDAHALEDİR

         Kalp krizine bağlı ölümleri önlemede, hastanın bilinçli olması kadar başvurulan hastanenin yeterliliği ve hastaya hemen ve etkili şekilde müdahalenin büyük önemi vardır. Prof. Dr. Özsaruhan, örneğin katater laboratuvarının acil girişine yakınlığının bile müdahale süresini kısaltmada önem taşıdığını belirtiyor. Kalp krizi geçiren bir hastaya yapılacak pıhtı eritici ilaç, balon anjiyoplasti ve stent gibi girişimler hem hayat kurtarıcı nitelik taşıyor hem de hastanın krizden zarar görme oranını en aza indiriyor. Ancak krizin üzerinden geçen her dakika, kalp adalesindeki hasarı arttırıyor. Ne kadar erken müdahale edilirse adale o kadar az zarar görüyor. Önemli miktarda kalp adalesinin zarar görmesi de geriye dönülmez bir tablo oluşturuyor. Kalbin kan pompalama kapasitesi düşüyor, ileride kalp yetmezliği tablosunun oluşmasına yol açıyor. Kriz geçiren hastanın tedavi edildiği yoğun bakım da çok önemli. Acil serviste olduğu gibi, burada da ekipman ve deneyim olarak gelişmiş ülkeler düzeyinde hizmet veriliyor olması hayati önem taşıyor. Ada Tıp Hastanesi hastaları bu anlamda çok şanslıdırlar.

KALP KRİZİNDE ÖLÜM 3'TE 1 ORANINDA İLK 1 SAAT İÇİNDE GERÇEKLEŞİYOR. ANCAK ÜLKEMİZDE, İLK 1 SAAT İÇİNDE HASTANEYE YETİŞTİRİLEN HASTA SAYISI OLDUKÇA DÜŞÜK.

İLAÇ TEDAVİSİ, BALON YA DA BY-PASS CERRAHİSİ

       
Tüm hastalıklarda olduğu gibi, kalp hastalıklarında da, erken tanı çok önemli. Sözgelimi, bir kişi de yüksek tansiyon olması onda kalp hastalıkları riskinin de yüksek olması anlamına geliyor. Diyabet, yüksek tansiyon, ailevi yatkınlık gibi risk faktörleri taşıyan kişilerde, kalp hastalığı belirtileri ortaya çıkmadan bazı tetkiklerin yapılması gerekiyor. Efor testi, Talyum Testi, Stres Ekokardiyografi ve Çok Kesitli Bilgiyarlı Tomografi tekniği erken tanı konulabilmesini sağlayan tetkikler. Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi tekniği ile 5-10 dakikalık süre içerisinde damar sertliğinin yaygınlığı hakkında faydalı bilgiler edinmek mümkün olabiliyor. Koroner anjiografi ise damar yapısını ortaya koymada altın standartı taşıyor. Koroner damarlarda damar sertliği bulguları tespit edildikten sonra risk faktörleri tedavi edilerek kriz önlenmeye çalışılıyor. Önemli bir darlık saptandığındaysa, ilaç tedavisi, balon anjiyoplastisi-stent ya da by-pass cerrahisi gibi yöntemlerle kalp adalesinin yeterli miktarda kanlanması sağlanıyor.
Risk faktörleri olsun ya da olmasın, kalp krizinden ve hastalıklarından korunmak isteyen herkesin haftada 3 gün minimum 30 dakika, tempolu yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi hafif sporlar yapması gerekiyor.

        Prof. Dr. Önal Özsaruhan, ideal egzersiz süresinin haftanın her günü ortalama 1 saat olması gerektiğini ve 40 yaşın üzerindeki kişilere yoğun efor gerektiren ağır sporlar önermediklerini söylüyor. Bir egzersiz programına başlamayı düşünen kişilerin de kardiyolojik testlerden geçmelerinde fayda var. Kalpteki ve kalp adalelerindeki sorunlar eforla ani ölüm riskini doğurabiliyor.
Prof. Dr. Özsaruhan, gençlerde görülen kalp krizlerinin de aşın efor sırasında olduğunu ve genellikle öncesinde hiçbir şikayet olmadan geldiğini anlatıyor. Prof. Dr. Özsaruhan ayrıca, kalp hastalıklarından korunmak için Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.


Daha Fazla Bilgi İçin:

ALO ADA TIP 0.264. 211 16 00
www.adatiphastanesi.com
 

 
 

anasayfa    |    kurumsal    |    tıbbi birimler    |    doktorlarımız    |    anlaşmalı kurumlar    |    haberler    |    iletişim

Copyright © 2008 Özel Ada Tıp Hastanesi | site tasarım Özel Ada Tıp Hastanesi