|
|
Menopoz, her kadının yumurtlama fonksiyonunun sona ermesiyle
birlikte yaşadığı doğal bir süreç. Uzmanlar menopozu bir kadının
son adeti bittikten sonra bir yıl boyunca kanamasının olmaması
durumu olarak tanımlıyorlar. Menopoz, Yunanca "men-aylık" ve "pause-kesilme"
kelimelerinin birleşiminden geliyor. Bütün kadınlar doğdukları
andan itibaren azalmaya başlayan belirli bir yumurta rezervi ile
dünyaya geliyorlar. Bu rezerv, kişinin genetik kodlan ile
belirlenmiş olmasına karşın, birçok ülkede yaşam şekline,
beslenmeye, çeşitli alışkanlıklara, güneş ışığına maruz kalmaya
ve yapılan spor aktivitelerine göre değişiyor. Türkiye'de
yapılan istatistiklere göre menopoza girme yaşı ortalama 50
olarak belirtiliyor. Günümüz şartlarında ortalama yaşam
süresinin uzadığı da düşünülürse, kadın hayatının yaklaşık üçte
birini menopoz döneminde geçiriyor.
MENOPOZDA NELER OLUYOR?
Bu dönem hayatın normal sayılan bir süreci olmakla beraber,
eksilen hormon düzeyleri sonucu birçok sistemi ilgilendiren
önemli sonuçlar da oluşturuyor. Bunların başında ateş basması,
huzursuzluk, uykusuzluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma gibi
yaşam kalitesini düşüren etkiler, daha ileri dönemde osteoporoz,
kalp ve damar hastalıkları riskinde artış, meme ve jinekolojik
kanser riskinde artış, idrar yolları ile ilgili problemler,
ciltte görülen kırışıklık ve sarkmalar geliyor.
Menopoz döneminin bir hastalık olmadığını ancak bu dönemde
alınacak tıbbi desteğin kadının yaşam kalitesini olumlu yönde
etkileyeceğini söyleyen
Ada Tıp Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.
Dr. Sadık Akbıyıklı, "Menopoz birdenbire başlayan bir süreç
değildir. 40 yaşından sonra kadınlarda önce yumurtlamanın
azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları, aralıklı ateş
basma ve terlemeler, psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya
başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen
kesilir. Bu dönemde 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz
tanısı için yeterlidir. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri
araştırılıp kandaki östrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon [FSH]
seviyeleri ölçülerek kesin tanı konulur. Ancak adet
düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar menopoza giriyorum
düşüncesiyle normal karşılanmamalı, bu dönemde jinekolojik
kanserlerinde de sık görülebileceği göz önünde tutularak hekime
başvurulmalıdır" diyor.
Menopozun takip tedavisinde bütün üreme çağında kadınlarda
olduğu gibi senede bir jinekolojik muayene önerildiğini söyleyen
Ada Tıp Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.
Dr. Sadık Akbıyıklı, "Bu muayenelerde smear testi, mamografi,
kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır. Menopoza girdikten sonra
kadını bekleyen sağlık sorunlarından biri de östrojen hormonunun
salgı-lanmamasına bağlı olarak kemik erimesindeki artıştır. Bu
nedenle menopozla birlikte kemik yoğunluğu ölçümü de
yapılmalıdır. Zayıf, beyaz tenli, açık renk gözlü, minyon tipli
kadınlarda risk daha fazladır.
Kemik kitlesinde herhangi bir anormallik yoksa hastaya
kalsiyumdan zengin bir beslenme önerilir. Ayrıca D vitaminini
aktive etmesi için güneş ışığından yararlanmak, yüzme ve yürüyüş
gibi egzersizler de osteoporozu yavaşlatan unsurlardır" diyor.
NE YAPILMALI?
Standart bir menopoz tedavisinin olmadığını ifade eden Op.Dr.
Sadık Akbıyıklı, farklı kadınların farklı ihtiyaçlara sahip
olduğunun altını çizerek, menopoz tedavisinin kişiye özel olarak
düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Akbıyıklı bu konuda,
"Kadın aktif olarak çalışıyorsa ve gece ateş basması nedeniyle
uykusunu iyi alamıyorsa bu durum iş hayatını olumsuz
etkileyecektir. Bir başka kadının ailesinde erken dönem kemik
kırıkları sıksa menopozu bu yönde ele almak gerekir. Meme dokusu
yoğun, fibrokistik olan veya ailede meme kanseri görülenler
varsa tedavide bu göz önüne alınmalıdır. Tüm bu noktalar
bireysel olarak iyice irdelenmelidir" diyor. HRT'nin menopoz
tedavisinin bir kısmı olduğunu söyleyen, Akbıyıklı, "Öncelikle
hastanın yaşam tarzını değiştirmesini öneriyoruz. Haftada üç kez
günde bir saat düzenli spor yapılması, sigaranın bırakılması,
uyku alışkanlıklarını düzeltmesi, beslenmeye dikkat edilmesi
yaşamın her döneminde olduğu gibi menopoz dönemindeki
sıkıntıları atlatmak için önemli. Eğer kadının, vazomotor [ateş
basması vs.] semptomları ön plandaysa ve HRT veremiyorsak,
bitkisel kökenli ilaçlardan yararlanıyoruz, ilaçlar kadar etkin
olmayan ama sıkıntıları azaltan fitoöstrojenler
kullanılabiliyor. Bu arada önerilen tedaviler olmamasına rağmen
yoga ya da akupunktur da yaşanan sıkıntıların azaltılmasına
yardımcı olabiliyor" diye konuşuyor. Ada Tıp Hastanesi Kadın
Hastalıkları ve Doğum Bölümü’de multidisipliner bir yaklaşım
sergileniyor. Hastanın menopoz semptomlarını düzeltmek amacıyla
çeşitli tedavi alternatifleri sunulurken, menopoz sonrası ortaya
çıkabilecek sağlık sorunları için rutin kontrolleri de
yapılıyor. Başvuran hastalar tarafımızdan değerlendiriliyor,
risk faktörleri belirleniyor, gereken hormonal ve biyokimyasal,
radyolojik tetkikler yapılıyor. Sonrasında kişi için en uygun
tedavi yöntemi seçiliyor. Böylece hastanın tüm sağlığı kontrol
altında tutuluyor" diyor.
MENOPOZ, CİNSELLİĞİN SONU
DEĞİLDİR.
Menopoz sonrasındaki kadınlarda cinselliğe ait üç önemli
değişikliğin söz konusu olduğunu söyleyen Dr. Sadık Akbıyıklı,
"Bunlardan birincisi, vajende salgılanan sıvının miktarında
görülen azalmadır, ikincisi, vajenin yüzeyini oluşturan mukoza
adı verilen dokunun incelmesidir. Diğeri de vajeni saran
kaslarda görülen elastikiyet kaybıdır. Bunların tümüne atrofik
değişiklikler denir. Bütün bunlar tıpta disparoni denilen ağrılı
cinsel birleşmenin bu yaş grubunda en sık görülen nedenini
teşkil eder. Tedavi edilmeyen bayanlarda cinsel birleşme
sırasında bir kuruluk ve vajende darlık hissi oluşur, yanma ve
tahriş görülebilir. Bu durumun tedavisi mümkün ve kolaydır.
Vajinal yolla kullanılacak ilaçlar sayesinde kadınlar yeniden
sağlıklı bir vajene kavuşabilir ve cinsel olarak aktif kalmaları
sağlanabilir. Bu amaçla kullanılabilecek ilaçların aynı zamanda
idrar yolları enfeksiyonlarını önlediği ve bu yaş gurubunda
sıklıkla gözlenen idrar kaçırma şikayetlerini de azalttığı
gösterilmiştir" diye konuşuyor.
Menopoz döneminde cinsel ilişki sırasında güçlük çıkarabilecek
bir diğer durumun da vajen bölgesinde görülebilecek esneme ve
doku sarkmaları olduğuna dikkat çeken Dr. Akbıyıklı, "Sarkan bu
dokular cinsel birleşmeyi zorlaştırabileceği gibi, kadınlarda
karın alt bölgesinde ve kasıklarda bir ağırlık, basınca yol
açabilirler. Bu durumlarda idrar kaçırma veya kabızlık gibi
problemlere de rastlanabilir. Çoğunlukla bu gibi yakınmalar uzun
süre ayakta kalmaktan sonra veya günün sonunda akşam saatlerinde
daha şiddetli biçimde kendilerini hissettirirler. Öksürme, ağır
eşya taşıma veya ıkınma gibi durumlar da bu yakınmaların
artmasına neden olabilir" diyor.
Menopozdaki kadınların bu durumu bir kader gibi algılamamalıları
gerektiğini ve bu sorunun vajenden yapılacak cerrahi girişimle
düzeltilebileceğini söyleyen Dr. Akbıyıklı, operasyonla ilgili
olarak şunları söylüyor: "Sorunu karından kesiyle değil,
vajenden yapılacak cerrahi müdahale ile halletmek mümkün bu da
onların daha çabuk ayağa kalkmalarını sağlar. Hanımlar bunları
gözünde büyütmemeli. Hastalara hem rahatsızlık veren hem de
estetik olarak problem yaratan bu gibi durumlar kadınların
yaşamları boyu katlanmak zorunda oldukları bir kader değildir.
Günümüzde jinekoloğa düşen görev hasta hekim işbirliği
içerisinde hormon tedavisi için birlikte karar vermeyi sağlamalı
ve tedavi verilsin veya verilmesin hanımlar yıllık kontrollerini
yaptırmalıdır." diyerek sözlerine son veriyor.
Daha Fazla Bilgi İçin:
ALO ADA TIP
0.264. 211 16 00
www.adatiphastanesi.com
|
|